Başıma bir iş gelmeyecekse Latin alfabesini sevmiyorum. Bugün yukarıda resimde gördüğünüz Stencil'i hazırlarken daha bir derinden hissettim bunu ve sebebine dair düşünmeye başladım. İçimdeki (artık şeytan mıdır, egom mudur bilemedim) her ne ise boş durmadı tabii hemen bloga koy bunu dedi. Çok matahmış gibi, neyse.
Bu harfleri sevmiyorum, çünkü bana Toki evlerini çağrıştırıyor. Aynı onlar gibi tek tip, merkezci ve iktidarcı bir katılıkları ve keskinlikleri var. Ve yabancı kesinlikle, öyle ki şimdi bu satırları yazarken dahi kendi yazdıklarımı garipsiyorum. (Sahi aklıma şimdi geldi, niye bloga yazmadan evvel Osmanlıca yazmıyorum ki ben düşüncelerimi? Bundan sonrakinde deneyeyim bunu, bakalım aynı yabancılığı hissedecek miyim?)
Peki bu yabancılaşma hissi sadece bana mı ait, yoksa kültürümüze de işlemiş olabilir mi? Yazı, haykırma ve yalnız kalmama isteğimizi dindiren mühim bir araç (her ne kadar tam dindiremese de yine iş görmüyor da değil). Bu aracı meydana getirmek için ürettiğimiz, bir kaç yüzyıl boyunca üzerinde ince ince değişiklikler yaptığımız, ilmik ilmik dokuduğumuz alfabeler bu yüzden mühim. Geçmiş ise, şimdi veya geleceğin bizi korkutan değişimciliğinin aksine daha sabit bir nokta ve belki de onunla bir bağlantı kurabilmek derinden hissettiğimiz değişim kaygısını azaltacak. Bize fazlaca yabancı bir kültürün ürettiği alfabeye birden geçmek ise (bir gecede tüm halkı cahil bıraktığı için değil, hayır) fakat bizi aidiyet hissimizin olmadığı bir kültürün aracı ile ifade etmeye zorladığı için bence travma etkisi oluşturdu. Latin alfabesine hissettiğim yabancılık işte bununla alakalı, Times New Roman'ıydı, Arial'iydi yok efenime söyleyeyim Comic Sans'ı idi, hiç biri Rika'nın dahi verdiği tadı veremiyor. (Nerede kaldı sülüs?)
"Arap alfabesi de bizim değildi, ne farkedecek ha Latin ha Arap" diyenlerin düşünemediği ise, bu harflerin günümüzdeki font şekillerine ulaşmasına Araplar değil, bizzat Selçuklu ve sonrasında da Osmanlı hattatlarının sebep olduğu. Yani o alfabe belki başta bizim değildi ama bilmemkaç asır zamanla birlikte bize (Araplar'a ait olmadığı kadar) bize ait oldu. (Öyle ki günümüzde hala onlar Osmanlı kültüründe üretilen fontları kullanıyor.) Latin alfabesi de bir gün bize ait olabilir ama takdir edersiniz ki daha çok yolu var (100 yıl bence epey az bir süre). Benim merak ettiğimse, muasır medeniyet seviyesine çıkabilmek için kendimizi sıfırlamak bize ne kazandırdı? Hangi alanda o "ileri" devletlerin ve kültürlerin seviyesine ulaştık? Alfabesini değiştirmeyen Çin, Japonya veya Rusya'dan daha da mı iyi konumdayız şimdi? Değiştirmeseydik belki yine fende, bilimde pek iyi şeyler çıkarmayacaktık ama hiç değilse geçmişle bir sürekliliğimiz, bir aidiyet hissimiz, kendimizi daha rahat ifade edebilecek bir aracımız olurdu. Ve bu ürettiklerimize, yaşantımıza belki daha fazla anlam katardı, daha rahat hissederdik kendimizi, belki bu kadar aşağılık kompleksiyle dolu olmazdık?
Sonradan ekleme (yazıyı yayımlamakta fevri davranmışım, bu da bana ders olsun eklemesi hem): Latin harflerinde beni iten sebeplerden birini daha buldum sanırım (bugün yazarken yine düşündüm de); ayrık ve kelimedeki yerine göre değişmeyen harfleri (hadi bir büyük küçük harflerde farklılık ve hareket var). Malum Arapça harflerin kelimenin başında, ortasında ve sonunda bulunduğunda farklı farklı yazılışları olduğu gibi bir harfin aynı font içinde dahi farklı yazılış şekilleri olabiliyor (kef, ra, istenildiği gibi uzatılan b'ler vs.). Ve bir harfin kendinden evvelki harfle bitişik olması da ayrı bir güzellik ve bütünlük sağlıyor gibi. Hem kendinden bir şey kaybetmiyor hem de kendinden önceki, kimi zaman da sonraki harflere de farklılık katıyor (kendisi de bundan etkileniyor). Yani görüntü olarak da Arap harfleri epey hareketli. Belki bilgisayar/kod alanında bu yüzden dezavantajlı bir durum ama en azından yazarken daha fazla eğlendirici ve heyecanlandırıcı. Ve bu niye toki evi gibi hissettiğimi belki de daha iyi ifade ediyor. Sanki mimarimiz de bu alfabeden (veya bu alfabeyi seçmeyi de ortaya çıkaran sebeplerden) etkilenmiş gibi desem çok mu sallamış olurum?
